|
| |
| Gerçekte
bizim bağevi özlemimiz kentte doğanın
bahardaki yeşilliğinin, güzün kızıllığının,
gökyüzünün mavisinin farkında dahi olmadan geçen yıllardan
sonra duyduğumuz doğa ile iç içe yaşama isteğini gerçekleştirmeye
çalışmaktan başka birşey değil. Kendi üretiğimiz
meyveleri, üzümleri yemek, kendi şarabımızın tadına
varabilmek. Bu güzel düşüncelerle kolları sıvadık
ve çalışmaya başladık. Öyle aşağıdaki
gibi büyük
amaçlarla değil. Ama onlara da değinmeden geçemedik. |
 |
|
 |
Akdenizin
insanları zeytin yetiştirmeyi ve şarap yapmayı öğrendikleri
zaman barbarlıktan uzaklaşmaya başladılar. |

|
|
Thucydides,
(Egeli
Tarihçi M.Ö. 5yy.) |
Antik
Ege uygarlığında insanlara
Şarabı armağan eden Trakya kökenli Dionysius toprağın
ürününün ve bereketin simgesiydi. Onuruna her yıl asmaların
yeşermesinde ve bağ bozumunda törenler düzenlenir, müzik eşliğinde
danslar edilir ve şarap içilirdi. Tek
tanrılı dinlerde de şarap cennette akan ırmakların
suyunu veya Hz. İsa'nın kanını
simgeleyecek kadar önemli role sahipti. |
 |
 |
Şarap kadar değişik tatları içinde taşıyan
bir başka ürün yoktur, onu anlıyabilmek onu sadece bir içecek
olarak görmekle mümkün değildir. Şarap, kökleri
toprakta olan ama ruhunu dışarıda kazanan bir yaşamdır
ve kendisini üretenlerin kültürü ile bütünleşmiştir.
Kendine önem verenlere daha güzel tatlar , daha nüanslı elit bir yaşam
sunarak bu karşılıklı saygın ilişkiyi sürdürmüştür.
Tarih boyunca uygarlıklarla şaraba verdikleri önem arasında
bu bağı açıkça görebilmekteyiz. |
 |
Eğer arzu ederseniz
Siteler sahifesinde şarap ve bağcılıkla ilgili olarak enteresan bulduğum
sitelerin listesine ulaşabilir ve bu siteleri ziyaret edebilirsiniz. |

|